"Anne, her akÅŸam güneÅŸ nereye gidiyor?" diye sordu çocuk. Yavrum, hiç merak etme yine gelecek, o ÅŸimdi baÅŸkalarına gitti; onlarıaydınlatıyor, dedi annesi. Fakat çocuk çok meraklıydı. O akÅŸam, giydi pabuçlarını, düÅŸtü güneÅŸin peÅŸine. GüneÅŸ tepenin arkasına gitmiÅŸti. Çocuk tepeye doÄŸru yürüdü, yürüdü...
Tepeye geldiÄŸinde alaca karanlık basmıştı. GüneÅŸi ovanın ötesinde yine gördü, gidiyordu... Kıpkırmızı son kalan parçası tarafına koÅŸtu, koÅŸtu... ama yetiÅŸemedi. Hava kararmaya devam ediyordu. Çok yorgun düÅŸüpotların arasına arka üstü yattı. Hemen uyuya kaldı. Biraz sonra serinlik hissederek uyandı, üÅŸüyordu.
Gökyüzünde kocaman, top gibi ayı gördü. Etraf gündüz gibi aydınlıktı. Ay birden konuÅŸtu: eyememiÅŸ; çok üzülmüÅŸ; `ona söyle benim nereye gittiÄŸimi çok merak ediyorsa okumayı öÄŸrensin, kitap okusun, orada her ÅŸey yazılı'', dedi."
Çocuk ÅŸaÅŸkın bakınırken annesinin, babasının ve komÅŸularının seslerini duydu:
"Halil, Halil!" diye baÄŸrışıyorlardı. Küçük Halil otlar arasından kalktığında okumayı öÄŸrenmeye karar verdi. Zaten o kış okula baÅŸlayacağı için bunları öÄŸrenecekti...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






























