Bir zamanlar, yemyeÅŸil sahilleri ve yüzlerce çeÅŸit balığı olan güzel bir göl varmış. Gel zaman git zaman, gölün yeÅŸil sahilleri kurumaya, suyu da gittikçe azalmaya baÅŸlamış. BaÅŸta balıklar olmak üzere, gölde yaÅŸayan bütün hayvanlar endiÅŸelenmeye baÅŸlamışlar.
O günlerde gölün çevresinde bir balıkçıl kuÅŸu görülmeye baÅŸlamış. Bir gün, bir grup göl canlısına yaklaÅŸan balıkçıl; "Vah zavallılar vaah!" demiÅŸ, "Yakında göl kuruya cak sizler de öleceksiniz. Ben bu duruma çok üzülüyorum. Åžu daÄŸları görüyor musunuz? İşte o daÄŸların arkasında "büyük ve çok güzel bir göl var. Oraya gidebilseniz eÄŸer.
Balıkçıl kuÅŸunu dinleyen göl canlıları; "Bizim oraya gitmemiz imkansız, baÅŸka bir çare bulmak zorundayız." demiÅŸler.
Balıkçıl; "Aslında sizin oraya gitmenizin bir yolu var, ama bunu size nasıl söyleyeceÄŸimi bilemiyorum." demiÅŸ.
Birden heyecanlanan göldeki canlılar; "Hadi söyle, söyle!" diyerek balıkçıl kuÅŸuna yaklaÅŸmışlar.
Balıkçıl; "Bu günlerde yapacak fazla iÅŸim yok. Her gün birkaçınızı sırtıma alarak o göle götürebilirim."
Bu haber kısa bir zaman içinde bütün göl canlıları arasında yayılınca, uzun tartışmaların yaÅŸandığı bir toplantı yapıp balıkçıl kuÅŸunun teklifini kabul etmiÅŸler. Balıkçıl kuÅŸu sabah, öÄŸlen ve akÅŸam olmak üzere, tam üç vakit sırtına aldığı balıkları daÄŸların arkasındaki göle taşımaya baÅŸlamış.
Bir gün, kendisine sıra geldiÄŸi için balıkçıl kuÅŸunun sırtına bir yengeç binmiÅŸ. Oldukça keyifli bir yolculuktan sonra daÄŸların zirvesine ulaÅŸmışlar. Balıkçıl gittikçe alçalıyor, yengeç ise çok dikkatli bakmasına raÄŸmen gölü bir türlü göremiyormuÅŸ.
Yere inmek üzereymiÅŸler ki, yengeç birden birÅŸeyler farketmiÅŸ. Daha dikkatlice bakınca her tarafın balık kılçıkları ile dolu olduÄŸunu görmüÅŸ...
Hemen bir çare düÅŸünüp kıskaçlarını balıkçılın boynuna geçirmiÅŸ, zehirini akıtıp öldürmüÅŸ onu..
Böylece bu düzenbaz kuÅŸun elinden, diÄŸer balıkları kurtarmış.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






























