Vaktiyle Mardin'e bağlı bir köyde, Reşo Ağa adında bir pehlivan yaşarmış. Reşo Ağa ile aynı köyden olan Carcuro adındaki yezidi, Gebro adındaki süryani ve Hasso adındaki Müslüman üç genç, dere kenarında sohbet ediyorlarmış. Sıcağın da etkisiyle canları kavun karpuz çekmiş. O civarın en bakımlı bahçesi olan Reşo Ağa'nın bostanına dalıvermişler hemen.
Bir süre sonra bostana gelen Reşo Ağa, gençleri bostanında görünce çılgına dönmüş. içinden; "Bunları teker teker dövebilirim, ama üçü de üzerime çullanırsa beni harcarlar" diye düşünmüş. Sonra da bulduğu çözümü uygulamaya başlamış.
Önce Carcuro ya dönüp; "Seni dinsiz kitapsız adam!" demiş. "Bunlar hep senin başının altından çıktı değil mi? Bu Hasso benim Müslüman kardeşim. Dinimiz, kitabımız bir. Malımız, canımız, kanımız ortak. Gebro desen, İsa Efendimizin ümmetinden bir ehli kitap. Bunlara, değil birkaç kavun karpuz, bütün bostan helal olsun. Ulan peki, sana ne oluyor? Dört kitabın dördüne de inanmazsın. Sen, benim mülküme destursuz nasıl girersin ha?..."
Bu sözleri duyan Hasso ve Gebro; "Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın." diye düşünüp, Reşo Ağanın Carcuro'yu iyice benzetmesine ses çıkarmamışlar. Reşo Ağa bu kez Gebro'ya dönmüş ve başlamış önce sözlü saldırıya; "Biraz evvel de söyledim" demiş. Hasso benim din kardeşim. Kanımız canımız bir. Söyle ulan, sana ne oluyor? Düzgün bir adam olsan, Allah'ı üçe çıkarmaz, Isa Efendimizi Allah'ın oğlu yapmazdın. Hasso gibi dosdoğru bir dine inanırdın." Sonra da ye yemez misin.
Gebro'nun da işini bitiren Reşo Ağa, bu sefer Hasso'ya dönmüş. "Ulan!" demiş. "Sen de sözde Müslüman olacaksın ha. Helali, haramı bilecek, benim malıma mülküme sahip çıkacaksın.. Oysa sen, tutmuş elin Süryanisini, Yezidisi-ni bostanıma sokmuş, benim malımı yedirirsin. Ulan ben seni gebertmiyeyim de kimi geberteyim?" Sonrası malum......
Üçünü de perişan halde bulan köylüler; "Aslan gibi delikanlılarsınız. Üçünüzü de birden, kim bu hale getirdi?" diye sormuşlar. Hiç birisi cevap vermemiş. Yalnız Hasso gözlerini meçhul bir boşluğa dikmiş olarak mütemadiyen şunları tek-rarlıyormuş; "Yezidi'ye arka çıkacaktık. Yezidi'ye arka çıkacaktık. Yezidi'ye..." |