Ormanın en kederli, en üzüntülü kuşudur baykuş. Her zaman acılı bir ifade vardır yüzünde. Bu somurtkan kuş, hiç bir zaman neşe nedir bilmez, oyun oynamaz, şarkı söylemezmiş.
Bir gün neşe içinde şarkı söyleyen güvercin, bir dalın üstündeki kederli baykuşu görüp sormuş; "Neden hep böyle üzüntülüsün baykuş kardeş? Bu güzel bahar gününün coşkusunu, neşesini hissetmiyor ve hiç sevinmiyorsun, Seni üzen şeyi, doğrusu çok merak ediyorum."
Baykuş; "Çok yaşlıyım!" demiş, "Hem sadece yaşlı olsam neyse, hastayım ve çok da yalnızım
Güvercin tekrar sormuş; "Peki senin çocukların, torunların, akrabaların yok mu?"
Baykuş cevaplamış; "Çoluk çocuğumun olması için evlenmem gerekirdi, ancak ben öyle sıkıya gelemem. Çoluk çocuk derdiyle uğraşamam. Akrabalara gelince, onların hepsiyle aram kötüdür."
Güvercin baykuşun bu sözleri karşısında çok şaşırmış; "Peki!" demiş, "Dostun da mı yok? Hiç arkadaşın olmadı mı senin?" "Arkadaşlar dert açmaktan başka bir işe yaramaz." demiş baykuş.
Güvercin baykuşun neden yalnız ve üzüntülü olduğunu anlamış. Ama yine de, sevdiği birisinin olabileceğini düşünüp sormuş; "Hayatında kiç kimseyi sevmedin mi?"
"Asla!" demiş baykuş. "Ben hiç kimseyi sevmem." Güvercin; "Sen yalnızlığı da, üzüntüyü de hakediyorsun arkadaş! demiş, "Öyleyse, neden halinden şikayet ediyorsun ki?"
Güvercinin aklına, çok sevdiği dostları, arkadaşları, akrabaları gelmiş. Onlar olmazsa bu hayatın ne değeri olurdu ki!" diyerek, kanat çırpıp uzaklaşmış oradan.
|